Uluslararası Otoyol Güvenliği Sigorta Enstitüsü (IIHS), "Volvo" dedi.


Uluslararası Otoyol Güvenliği Sigorta Enstitüsü (IIHS), Volvo'nun üç modelini 'En Güvenli Tercih' olarak belirledi.


Volvo'dan yapılan açıklamada, 2 yıldır önden, yandan ve arkadan darbelerde güvenlik konusunda IIHS'nin en yüksek ödülünü kazanan Volvo XC90 SUV, Volvo C70 Cabriolet ve Volvo S80 Sedan modellerinin bu başarıyı elde etmek için farklı bir çözümden yararlandığı belirtildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Volvo Cars Kuzey Amerika Yönetim Kurulu Başkanı Anne Belec, Volvo'da güvenliğin 80 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu ve otomobillerin, içindeki ve çevresindekileri korumaya inandıkları bir kültürden doğduğunu söyledi. Belec, "Güvenlik, bizim için kültürel bir gurur kaynağıdır. Sonradan eklenen bir şey değil, yeni bir Volvo tasarlanırken çekirdekten geliştirilir. Günümüzün mühendislik altyapısı, geçen yıl 11 ve bu yıl da 34 otomobilin layık görüldüğü 'En Güvenli Tercih' unvanını alırken geçtiği güvenlik testlerine dayanabilecek otomobillerin üretilmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak Volvo'yu diğerlerinden ayıran özellik, en güvenli arazi otomobili, üstü açık veya binek otomobil modellerini geliştirirken gerçek kazalardan elde ettiğimiz verileri de kullanmamız ve standartlaştırılmış testlerin ötesinde, gerçek dünyayı dikkate alan otomobiller üretmemizdir" dedi.


Açıklamada şu bilgilere yer verildi:"Volvo'nun güvenliğe yönelik 'Gelişim Çemberi' yaklaşımı, gerçek kazalar üzerinde yapılan araştırmalardan başlayarak tasarıma, testlere, üretime doğru ilerler ve tekrar gerçek kazalara dönerek çemberi tamamlar.


Volvo'nun hedefi, koruyucu ve önleyici güvenliktir ve bu insanlara hayatlarının en kötü deneyimlerinden biri olan trafik kazasında yardımcı olmayı amaçlar. IIHS'nin standart çarpışma testi dizisinde tüm otomobiller en üst düzeyde güvenlik sağlarken, Volvo bir adım ileri giderek gerçek koşullarda ihtiyaç duyulabilecek bir koruma da sağladı. Çarpışma testi ölçütlerini tutturmak, yolcuları korumanın yollarından sadece biridir. Volvo, standart testlerin otomobilin çarpışmadaki davranışını öngörmeye yardımcı olacağına inanmakla birlikte, gerçek kazalar üzerinde yapılan araştırmaların Volvo otomobillerin içindeki ve çevresindekilere bir kat daha güvenlik sağlayacağını düşünmektedir."

VW Touareg’in en çok satanı V6TDI, artık daha güçlü!


Satışa sunulduğu 2002 yılından bu yana, dünya çapında 331,000 adet ile, modelin en çok satan motoru olan 3.0 TDI V6 yenilendi. Daha güçlü ve daha da ekonomik olan yeni motor %10 artan torku 550Nm’ye, %7 artan beygir gücü de 240 Hp’ye yükselmiş. Yeni motoru ile V6 TDI 214 km/s hıza ulaşabiliyor ve düz vitesli versiyonu, eskisine göre 1 saniye daha önce 8 saniyede 100km/s hıza ulaşıyor.


Artan performansa rağmen, karma yakıt tüketimi 100 kilometrede 0.8 litre azalarak 9.6 l/100km olmuş. Şehir içi sarfiyatı ise 100 kilometrede 1.4 litre azalmış.

Mondeo'nun üçüncü nesli piyasada


Ford'un Avrupa'da hayli önem verdiği modellerden biri olan Mondeo, gerek tasarımı, gerekse de sahip olduğu özelliklerle yeni bir çağa giriş yaptığını açıkça gösteriyor.


Eskilerin deyimiyle zaman uçuuuuuppp, gidiyor. Bir bakmışız, Mondeo'nun üçüncü nesli piyasaya çıkıvermiş. Daha "topacık", yuvarlık hatlı halini hatırlarım onun. Amerika'da "Ford Contour" adıyla, 6 silindirli bir motorla kullandığımda şok oluşum, dün gibi aklımdadır. Hey gidi günler hey! Kim derdi bir gün büyüyecek ve koskoca bir D sınıfı otomobil olacak diye...


Gerçektende bir modelin nasıl evrimler geçirdiğini gördüğümde hep eski versiyonlarını anarım ve hatırlarım. 1990'larda piyasaya çıkan Mondeo, o dönemde tıpkı Focus gibi Amerikan piyasasına girmiş, ufak tasarım farklarıyla Ford Contour, yine biraz farklı görünümle "Mercury Mystique" adlarını almıştı. İkinci nesil ise malumunuz. Hepiniz yollarda sıkça görüyorsunuz zaten.


Bond'un kiralık otomobili


Yeni Mondeo, daha üretilmeye bile başlanmadan ünlü olan bir otomobil. Rolü, James Bond serisinin en sonuncusu olan "Casino Royale"de ünlü ajanın otele gitmek için kiraladığı otomobili oynamaktı.


Ancak Ford, yeni Mondeo'yu kiralama şirketlerinin değil, daha çok bireysel müşterilerin beğenmesi için tasarlamış. Nitekim yeni "Kinetic" tasarım felsefesini en iyi şekilde yansıtıyor. Markanın son yenilikleri olan S-Max ve Galaxy ile gözle görünmeyecek pek çok ortak yöne sahip Mondeo, bunu dıştan sadece arka stop lambalarıyla gösteriyor.


Dış tasarım hakkında çok fazla bir şey söylemediğim için huzursuz olmayın. Fotoğrafları bu nedenle büyükçe koymayı tercih ettim. Ben, daha çok içini ve detayları anlatmayı yeğledim. Aracın bir öncekine göre ciddi boyutlarda büyümüş olmasının etkileri, elbette genişliğe hemen yansımış. Konforlu ve ergonomik arka koltuklarda oturanlar, daha hatırı sayılır diz mesafesiyle hayli memnun oluyorlar. Öndeki yolcu da, torpido gözünün daha fazla motora yaklaştırılması sonucu gerçekten ferah oturabiliyor.


Akrabalık devam ediyor


Öncelikle direksiyon, orta konsoldaki klima ve müzik sistemi elemanlarının da S-Max ve Galaxy ile "akraba" olduğunu farketmem zaman almadı. Aslında gayet normal. Zira aracın platform ve teknik elemanları, bu modellerle aynı. Hatta üretildiği yer bile. Ayrıca Volvo'nun özellikle S80'iyle de ortak genlere sahip.


Ford, yeni Mondeo'nun "Trend" ve "Titanium" donanım seçeneklerinde farklı göstergeler kullanmış. Kullandığımız araç Titanium (üstelik Stil Paketi ve Dizayn Paketi eklemeli) donanımlı olduğundan, en "şık"ını görme fırsatımız oldu. Açık söylemek gerekirse 1970'lerin efsanesi "Taunus GXL"yi anımsatan, "Convers+" adı verilen göstergeler kesinlikle hoş. Bu göstergelerin kullanılmasının nedeniyse, ortasında HMI (İnsan Otomobil Arabirimi) denilen farklı bir ekran bulunması. Tabii fonksiyonları da farklı.


Ekranın solunda yer alan otomobil resmi üzerinde farlar ve kapıların işlevlerini görüyorsunuz. Hemen yanındaki geniş bölümdeyse direksiyondan kumanda edilen bilgisayar fonksiyonları var. Müzik sistemi ve yol bilgisayarının tüm fonksiyonlarını burdan görerek ayarlayabiliyorsunuz. Siz farları yaktığınızda, ekrandaki aracın da farlarının yanması çok hoştu. Ancak tek dezavantaj, yol bilgisayarı verilerinin, ayar ekranına göre biraz küçük kalışı. Yani ayarları net görüyorsunuz, ancak tüketim filan gibi bilgiler biraz sönük duruyor.


Alüminyun görünümlü kaplamaya sahip, sportif orta konsoldaki kocaman "Power" düğmesi, kullanıcıya biraz da heyecan pompalayan bir buluş. Ek donanımlar arasında bulunan bu özellik, aracımızda anahtarsız giriş sistemiyle birlikte mevcuttu. Tabii bu sistem, benim gibi "paranoyak" biri için pek kullanışlı sayılmaz.


Hayli yüksek kalite hissi veren malzemelerle bezenmiş iç mekan, özellikle sessizlik konusunda çok başarılı. Zaten Ford'un bu araçta en övündüğü konulardan biri de bu. Tabii arkadan gelen fare tıkırtıları bozuk zeminlerde bu sessizliği bozsa da, umarım bu test aracına mahsustur.
125 HP ve 1449 kilo.


Geliyoruz aracın kalbine. Kaputunun altında yatan 125 HP'lik 1.6 lt benzinli motor, Türkiye'nin tercihleri de göz önüne alınarak (bu sınıfta satılan araçların büyük çoğunluğu vergiler yüzünden 1.6 lt olduğu için) bu araca adapte edilmiş bir makine. Yaklaşık 10 HP düşüğü, Focus'ta da mevcut.


"Çift Bağımsız Değişken Ekzantrik Zamanlaması" (TI-VCT) adı verilen teknolojiye sahip motor, aslen enerjik bir yapıya sahip olmakla birlikte, 1449 kiloluk ağırlıkla mücadelesinde zaman zaman yorgun bir ifade takılabiliyor. Bunu, özellikle ani hızlanma gereksinimlerinde hissediyorsunuz. 5 ileri manuel şanzımanla donatılmış araç, bu motorla fabrika verilerine göre 195 km/s hıza ulaşabiliyor.


Kataloğunda ortalama tüketimi ise 100 km'de ortalama 7.4 lt olarak veriliyor. Ancak biz, karışık kullanım ve klima gibi etkenlerle ortalama 8.0-8.2 lt civarında harcadık.
Sürüş dinamiği açısından hayli başarılı olan araç, yan rüzgarlardan etkinlenme eğilimi gösterebiliyor. Bununla birlikte virajlardaki güven veren karaktkeri hayli etkileyici. ESP gibi eklemeler, bunu artırıyor. Direksiyonun dozu, bir miktar daha sert olabilirdi. Süspansiyonu ise gerçekten konfora yönelik geliştirilmiş. Tabii abartılı bir yumuşaklığı yok. Aracın tasarımı ve sürücünün oturma pozisyonu gereği dar alanlarda aracın burnunu görmekte bir miktar zorlandığımı, ayrıca arkasının yüksekliği dolayısıyla da park sensörünü deli gibi aradığımı söylemeliyim.


Sonuç itibariyle yeni Mondeo, kesinlikle çekici ve teknolojik nimetleri hayli fazla olan bir otomobil. Bu nedenle sınıfının popüler modelleri arasına girmesine ve pek çok yöneticinin makam aracı olmasına kesin gözüyle bakılabilir. 50 bin YTL civarından başlayan fiyatıysa gayet normal. Tabii bizimki 60 bine yaklaşıyordu.

NELERİ VAR?


Mondeo 1.6 Titanium
ABS+EBD, ESP (Elektronik Denge Kontrol Sistemi), Çekiş Kontrol Sistemi (TCS), yanlış yakıtı engelleyen kapaksız yakıt tankı ağzı, (sürücü diz hava yastığı dahil) 7 hava yastığı, alarm, anahtarsız giriş+çalıştırma (DP: Dizayn Paketi), yağmur ve far sensörü,yıkamalı ve sürüşe duyarlı sabit viraj lambalı xenon farlar (DP), çift bölgeli otomatik klima, elektrikli ve bel destekli sürücü koltuğu, spor ön koltuklar, Convers+ gösterge ve İnsan Otomobil Arabirimi (HMI), Hız Kontrol Sistemi, radyo/CD/MP3 çalar ve sayamadıklarımız.

4X4 pazarında kıyasıya rekabet


Türkiye'de pazar payını giderek artıran 4x4 segmenti araçlarda uzun yıllar sağlamlığı ve lüks donanım paketleriyle tercih edilen Avrupalı firmalarla, uygun fiyatlarla piyasaya her gün yeni bir model sunan Uzakdoğulu firmalar arasındaki rekabet büyüyor.

Sağlamlığı ve yüksek olması sebebiyle orta sınıf otomobil kullanıcılarının tercih ettiği arazi araçlarında uzun yıllar sağlamlığı ve lüks donanımları nedeniyle Avrupa ve Amerikan firmaları tercih ediliyordu. Son yıllarda otomobil piyasasına hızlı giriş yapan Uzakdoğu firmaları ise giderek pazar payı artan bu segmente her gün yeni bir model sunarak pazardaki rekabeti kızıştırıyor. Orta sınıf otomobil kullanıcıları özellikle sağlamlığı, üst seviyede güvenlik sistemleri ve lüks donanımları sebebiyle Grand Chreeoke Jeep, Mercedes ML 320, BMW X5, Dodge Nitro, Land-Rover ve Range-Rover marka arazi araçlarını tercih ediyorlardı. Ancak bu araçlar yüksek fiyat, yüksek vergi ve normalin üzerinde yakıt tüketimleriyle eksi puan topluyordu. Bu segmente gözünü diken Uzakdoğu firmaları ise uygun fiyatları ve ekonomik motor seçenekleriyle orta sınıf otomobil kullanıcılarını kendilerine çekmeye başladı.


Nissan Pathfinder, Toyota Land Cruiser, Suzuki Grand Vitara gibi modeller, uygun fiyatlarının yanı sıra ekonomik motor seçenekleri ve Avrupalı modellerini aratmayacak lüks donanımlarıyla 4x4 piyasasında tercih edilmeye başlandı. Ancak orta yaş ve üzeri orta sınıf otomobil kullanıcıları güçlü motoru, büyük ve geniş oturma alanı ve kullanıcısına kazandırdığı prestij ile hala Avrupalı modelleri tercih etmeye devam ediyor.